Bozcaada Rehberi

Bozcaada, Kaş, Akyaka, Cunda… Ege ve Akdeniz kıyılarımızdaki birçok yer sanki son yıllarda bir gelişme, bir atılım halinde değil mi? Bozcaada’ya yıllaar önce çocukken gitmiştim ve bir-iki restoran bir de kalesi dışında pek de fazla bir şey hatırlamıyordum açıkçası. Kuzey Ege ve soğuk denizinin beni çok çekmemesinden dolayı mıdır bilmiyorum ama nedense Bozcaada’ya gitmek için ayrı bir hevesim hiç olmamıştı. Ta ki bu yıl mayıs gibi sosyal medyada Bozcaada’danın güzel sokaklarını inceleyene kadar!

Bozcaada gerçekten özenle korunmuş ve karakteri olan bir yer. Fakat Bozcaada’ya yıllardır giden ve seven kiminle konuşsam herkes nasıl bozulmak üzere olduğundan ya da nasıl değiştiğinden bahsediyor. Adayı gezerken bu gözle bakmaya, incelemeye çalıştım, ama şimdilik hala kıvamında gibi geldi. Turist sayısı çok fazla, restoranlar tıklım tıklım ama turistik bir yer için makul seviyede, tesis isteyenler için tesis de mevcut ama hala çoğu koy bakir, otellerin çoğu butik otel/aile işletmesi vesaire vesaire. Fakat dikkatimi en çok çeken şey, herkesin de söylediği gibi son yıllarda artan popülerlik ile fiyatların nasıl şişirildiği. Hem bu noktada hem de ada ruhunun korunması noktasında adadaki işletmecilere sorumluluk düşüyor. Türkçe popu çok severim ama mesela Bozcaada’nın bohem ruhuna gece 2’de Demet Akalın çalmak ne kadar uyuyor bilemiyorum. 🙂

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar için Bozcaada ideal haftasonu kaçamağı. Güzel yemek, güzel şarap, güzel deniz… Lafı uzatmadan karşınızda Bozcaada rehberi: nerede denize girilir, nerede yemek yenir, neler yapılır, alınır ve nerede konaklamalı

bozcaada sokakları, türkiye, turkey
Bozcaada’nın rengarenk sokakları

Nerede denize girilir?

“Bozcaada” ve “deniz” dediğiniz gibi herkes şu üçlüyü sıralıyor: Ayazma, Habbele, Akvaryum. Bozcaada’yla ilgili araştırmaya başlamadan önce bile bunları ezberlemiştim. 🙂

İlk gün soğuk denizi ile meşhur Ayazma Plajı’na gittik. Burası format olarak tam bir halk plajı. Anladığım kadarıyla eskiden daha bakirmiş fakat şimdi şezlong-şemsiye gibi şeyler mevcut. Biz 2 adet şezlong ve bir şemsiye için 25 TL verdik. Plajın etrafında birkaç restoran var ve burada gayet güzel öğlen yemeği yiyebilir veya öğleden sonra bir keyif birası içebilirsiniz. Aralarında ne meşhur olanı ise “Koreli”. Anladığım kadarıyla buraya akşam yemeği için de gelenler var ve açıkçası uçsuz bucaksız manzaraya karşı gayet keyifli olabilir.

Ayazma Plajı gerçekten söylendiği kadar soğukmuş. Yalıçiftlik’in soğuk denizine alışkın biri olarak sanırım hayatımda girdiğim en soğuk denizdi diyebilirim (ilk girdiğimde kollarım uyuştu resmen). Ama deniz pırıl pırıl. Yolculuktan dolayı biraz yarım geçecek ilk veya son tatil gününde buraya gelinebilir. Yoksa, tüm bir günü burada geçirmeyi çok tercih etmeyebilirdim, çünkü çok kalabalık ve çok cağıl cuğul bir ortam vardı.  Deniz konusunda kalabalıktan ziyade biraz daha sakinliği seviyorum.

ayazma plajı bozcaada, türkiye, turkey
Ayazma Plajı

İkinci günümüzde ise Habbele Plajı’na gittik. Burası Ayazma Plajı’na göre çok daha sakin bir koyda bulunuyor ve yalnızca bir adet tesis var, bunun haricinde isterseniz şemsiye ve sandalyeniz ile gelip denize girebilirsiniz. Habbele’deki tesis “Mitos” ismiyle biliniyormuş ama bu sene “Garden Ada” gibi bir isim almış. Güzel bir restoranı var ve biraz daha tesis gibi ama açıkçası Bozcaada standartlarına göre gereksiz pahalı bir yer. Öğlen yemeği için menüdeki en ucuz şey 35 TL’den başlıyor (mesela bir porsiyon köfte) ve ayrıca 25 TL giriş ücreti var. Giriş ücretine de, yüksek yemek fiyatlarına da okeyim ama bunun karşılığında hizmetimi de almak istiyorum ve bunun karşılığı seyyar tuvalet ile kırık kabinler olmamalı. İşte böyle “oo turistler akıyor, hadi nemalanalım” zihniyeti ile tatil yerlerimizi batırıyoruz. 🙂

Habbele’nin denizi gerçekten çok güzeldi ama buraya Avrupa’da olduğu gibi, kendim şemsiyemi alıp gelmeyi tercih ederim – en azından Bozcaada’nın sakin ve bohem ruhuna da uygun olur.

habbele koyu, bozcaada, türkiye, turkey
Habbele’nin pırıl pırıl denizi

Bozcaada’nın bir diğer meşhur plajı ise Akvaryum Plajı. Burayı aynı zamanda kıyıya vurmuş tankeri ile “Batık Gemili Plaj” olarak da duymuş veya Instagram’daki yüzlerce fotoğrafı görmüş olabilirsiniz. 🙂 Bizim buraya gitmeye zamanımız olmadı ama burada hiçbir tesis yokmuş ve kendiniz eşyalarınızı getirmeniz gerekiyor.

Biz son gün Akvaryum yerine kendimizi güzel bir yer ile ödüllendirelim diyerek Pelagos Otel’in plajına gittik. Pelagos Otel, adanın merkezine arabayla yalnızca beş dakika uzaklıkta ve kendine ait bir koyu var. Yanı başında askeri arazi olduğu için etrafı da gayet sessiz. Burası tam olarak Çeşme’de Solemare’nin eski zamanları gibi bir yer (ama daha küçük ve sakini). Beyaz iskeledeki şezlonglar ve minderler, arkadan gelen güzel bir müzik ve Bozcaada’nın diğer koylarına göre daha ılık bir deniz. Burası, konforu ve başarılı DJ’I ile benim hoşuma gitti ama biraz daha uğraşmaları gerekir. Giriş ücreti Bozcaada için yüksek – 45 TL, yemek konusunda ise ne yazık ki çeşit kısıtlı. Bu tarz “beach club” tadında mekanların artması Bozcaada’nın ruhunu bozar ama böyle bir-iki yer olması çeşit açısından güzel.

pelagos otel, bozcaada, türkiye, turkey
Pelagos’un plajında keyif

Yüzdük, güneşlendik ama peki akşam ne yiyeceğiz?

Adanın merkezi resmen restoran patlaması yaşıyor! Her köşede dekorasyonu ve renkleri ile bir başka restoran sizi kendine çekiyor. Bizim her yerde okuduğumuz ve herkesten duyduğumuz birkaç yer vardı: Battı Balık, Simyon, Sandal, Cabalı ve Yalova. Bunlardan Battı Balık ve Simyon’u deneme fırsatımız oldu. Ayrıca Madam Niça diye avlulu, çok güzel gözüken bir yer bulduk ama kimse yemekleri tavsiye etmeyince pas geçtik.

madam niça, bozcaada, türkiye, turkey
Madam Niça

Battı Balık, mezeleri ve servisi ile gerçekten çok güzeldi. Özellikle köpoğlu ve deniz börülcesi ile kalbimi kazandı (bu ikisi için hassasiyetim var…) Bulunduğu konum olarak diğer yerlere göre bir tık daha derli toplu (sokakta yan masa ile içiçe yemek yemiyorsunuz). Battı Balık’ın işletmecesi de masa masa gezip her şey yolunda mı kontrol ediyor ve çalışanlar da çok güleryüzlüydü. Sanırım genel olarak her şeyden memnun kaldık.

Simyon’a karşı bira daha karışık duygularım var. Simyon’un meze dolabı resmen bir sanat eseri ve kendimizden geçip buradaki neredeyse tüm mezeleri denedik. Enginar dolması hariç yediğimiz her şey taze ve lezzetliydi. Ama lezzet konusunda Battı Balık bir tık daha önde diyebilirim. Servis konusunda ise ne yazık ki hiç memnun kalmadık. Bir restoranda servis, gerçekten memnuniyeti ne kadar da etkileyebiliyor. Kısaca garsonları aşırı laubali ve zevzek diyebiliriz. Yani tadımızı kaçıracak bir şey yaşamadık ama bir daha da gideceğimi sanmam.

simyon meyhane, bozcaada, türkiye, turkey
Simyon

Bu arada akşam yemeği fiyatları iki yerde de aşağı yukarı aynıydı ve İstanbul’dan bir tık daha aşağıda diyebilirim.

Öğlen yemekleri için adı en öne çıkan yer Ayazma Plajı’ndaki Koreli. Onun dışında alakasız lokasyonuna ragmen öğlen yemeği için bize birkaç kişi tarafından Tayyare Pizza önerildi. Herkesin dilinde buranın otlu pizzaları var. Adanın merkezinden plajlara giden yoldaki Opet istasyonun yanında yer alan pizzacı, önündeki bahçesi ile güzel duruyor ama bizim uğramaya zamanımız olmadı.

Sabah kahvaltımızı biz otelde yaptık ama kahvaltı için Çiçek Pastanesi ve Çınaraltı Kahvesi çok öneriliyor. Aynı zamanda Çiçek Pastanesi’nin dondurması da oldukça meşhur.

çiçek pastanesi, dondurma, bozcaada, türkiye, turkey
Çiçek Pastanesi’nden dondurma almadan dönmeyin 🙂

Bu arada Bozcaada da üçüncü dalga kahvecilerden nasibini almış. Veli Dede’nin ürünlerinin satıldığı dükkan aynı zamanda Kahverengi Roastery diye geçiyor, burada chemex’ten cold brew’a istediğiniz kahveyi içebilirsiniz (cold brew çok güzeldi). Burada biz her gün sokaktaki masalarına kurulup deniz öncesi kahve molası verdik, size de tavsiye ederim. 🙂 Adadaki bir diğer üçüncü dalga kahveci ise Bozcaada Coffee Shelter. Buranın da kahveleri denendi ve onaylandı. 🙂

veli dede kahve, bozcaada, türkiye, turkey
Veli Dede – Kahverengi Roastery

Adada ayrıca Kafa Dergisi’nin de minik bir kafesi var, burada da bir kahve molası verebilirsiniz. Ayrıca son bir alternatif olarak Gümüş Otel ve Bistro’nun önünde oturup arkanıza aşağıdaki şu tam instagramlık ananas-flamingo duvarını alarak pozlar çektirebilirsiniz.

gümüş otel bistro, bozcaada, türkiye, turkey
Gümüş Otel’in önündeki instagramlık duvar

Gece hayatı

Bozcaada sakin bir ada olarak biliniyor ama aslında akşamları yemekten sonra gidecek çok fazla yer var. Hemen limanda bulunan Polente en meşhur olan yer ve geceleri aşırı kalabalık oluyor. Eskiden nasıldı bilemem ama şimdi saat 2 gibi Demet Akalın’lar ile kopan bir yer olmuş ama sokak partisi tadında herkesin sokakta takılması güzel.

Adanın içindeki sokaklarda, restoranların arasında “Bak-kal” diye bir kokteyl bar var, kokteyl sevenler ve oturup kalabalığa karşı bir şeyler içmek isteyenler burayı deneyebilir.

Ama asıl limandan kale yönüne doğru ilerlediğinizde yan yana birçok mekan dikkati çekiyor. Bunlardan en meşhuru Salhane. Burada canlı müzik performansları falan oluyormuş, mesela bizim gittiğimiz gün Mehmet Erdem konseri vardı. Onun dışında Salhane’ye giden yol üstündeki Fuska ve Bianca da gayet hoş duruyordu. Oradaki barlardan birini gözünüze kestirip denize karşı bir şeyler içilebilir.

Adada başka neler yapılır?

Adanın en meşhur olduğu alanlardan biri şarapçılık. Adadaki Corvus gibi bağevlerinden birini gezebilir ve hatıra olarak birkaç şişe şarap alabilirsiniz. Ya da adada günbatımına karşı kadeh kaldırabilirsiniz.

Bozcaada’daki en esaslı turistik aktivitelerden biri Polente Deniz Feneri ve yanındaki rüzgar güllerinin yanında günbatımı manzarasını izlemeye gitmek ve orada şarap içmek. Saat 6’dan itibaren adada arabaların tek bir yöne doğru gitmeye başladığını fark edeceksiniz: Polente Feneri! Bu durum o kadar kanıksanmış ki tabelalarda doğrudan „günbatımı“ yazıyor. 🙂

polente feneri, bozcaada, türkiye, turkey
Polente Feneri’ne giden yoldaki tabelelar 🙂

Yanınıza güzel bir şişe şarabınızı, birkaç plastik bardak ve çerezinizi almayı unutmayın! Bu arada yanınızda seyyar sandalye veya örtü gibi bir şey götürseniz iyi olur.

Buradaki manzara ve günbatımı gerçekten çok güzel ama kitleler halinde her gün günbatımı izleniyor olması düşününce biraz komik ama adada kesinlikle yapılması gerekenlerden.

polente feneri, günbatımı, bozcaada, türkiye, turkey
Polente Feneri’nde günbatımı

Eğer bahar aylarında gidiyorsanız adanın tarihi yerlerini de gezmenizi öneririm. Venedik ve Cenevizliler tarafından da kullanılan ve son olarak Osmanlı zamanında 1455’te bugünkü halini alan Bozcaada Kalesi çok güzel korunmuş durumda. Çocukken burayı hayran hayran gezdiğimi hatırlıyorum. Ayrıca, adanın merkezinde büyük çan kulesi ile adanın sembollerinden biri haline gelmiş Meryem Ana Kilisesi ve UNESCO ödüllü Bozcaada Müzesi’ni de gezmenizi öneririm. 150 yıllık taş bir binadaki müzede, Bozcaada ile ilgili 45 ayrı konu başlığında 6.000 den fazla  fotoğraf, belge ve obje sergilenmekteymiş.

Bu arada son olarak, Instagram bağımlıları ve fotoğraf çekmeyi sevenler adanın sokaklarında dolaşmayı ve evlerin, sokakların fotoğraflarını çekmeyi de listelerine eklemeli!

Bozcaada’dan neler almalı?

Bozcaada, boğazına düşkün insanlar için kesinlikle bir alışveriş cenneti!

Öncelikle Çiçek Pastanesi’nin kurabiyeleri. Buradan kendinize karışık bir paket kurabiye yaptırmadan evinize dönmemelisiniz. „Tenedos Kurabiyesi“ dedikleri ve Kavala Kurabiyesi’ne çok benzeyen, Rumlardan kalma tarifiyle Damla Sakızlı Bademli Kurabiye ile Bademli Kurabiye; adada birçok yerde ismiyle dikkatiniz çekecek Badem Lokumu ve de Damak Çatlatan dedikleri çikolatalı mantar kurabiye. Dördü de çok iyiydi ama benim favorim Badem Lokumu oldu. Bu tarif, Çiçek Pastanesi’nin sahibinin büyük dedesi, Çarlık Rusya’sında pastacılık-fırıncılık eğitimi alan Hemşinlilerden biri olan Hacı Tahir Efendi’den kalmaymış.

Meydanda üç adet minik pazar mevcut: takı, bardak, magnet gibi şeylerin satıldığı tezgahlar; reçel, sabun, kekik-nane satılan tezgahlar ve küçük bir kitap pazarı. Reçel tezgahları çeşit çeşit ev yapımı reçel ile dolu! Bunların arasında en dikkatimi çeken şey ise her tezgahta süt reçeli olması. Aslında „dulce de leche“ ismiyle Güney Amerika’ya özgü bu reçelin nasıl olup da Bozcaada’da her tezgahta kendine yer bulduğunu gerçekten çok merak ettim. Adalılar, „Bozcaada’ya özgü değil ama çok seviliyor, artık bizim adaya özgü gibi oldu“ şeklinde bir cevap verdiler ama hikayenin tamamını merak ettim. Bunun haricinde bir diğer ilginç reçel ise gelincik reçeli. Gerçekten reçelini yapmayacağımız şey yok sanırım! Tadı gül reçeli ile vişne reçelinin arasında dolaşan gelincik reçeline bir şans verilebilir. 🙂 Dilerseniz tezgahları başında duran adalılardan veya Veli Dede isimli oldukça şık bir dükkandan alabilirsiniz. Veli Dede’nin tüm ürünleri çok şık tasarlanmış şişeleri ve paketleri ile tam hediyelik! Reçellerin yanı sıra koruk suyu, karadut şurubu gibi İstanbul’da daha zor bulabileceğiniz şeyler de var. Ayrıca keçi sütü sabunu gibi farklı sabunlar da var (keçi sütü sabununa bayıldım, mis gibi kokuyor). İsterseniz kargo seçeneği de mevcut!

Adadaki bir diğer alışveriş noktası ise el yapımı ürünlerin satıldığı minik butikler. Sayfiye isimli sempatik seramik atölyesine ek olarak, “Aki” isimli ufak hediyelik eşya dükkanında ise Karınca-vari telefon kılıfı, hoparlör gibi hoş tasarımlı ürünlerin yanı sıra güzel peştamaller, kupa ve bardaklar gibi şeyler de var. Kesinlikle bir göz atılası. Ayrıca “3 Müz” isimli bir vintage dükkan bulduk, içerinin çeşit çeşit halini görmek için gidilebilir.

sayfiye seramik bozcaada, türkiye, turkey

Son olarak, Bozcaada’dan şarap almadan dönmek olmaz! Corvus, Talay Şarapları, Ataol Şarapları ve Çamlıbağ; adada üretim yapan birkaç ünlü marka. Bizim favorimiz Corvus’un Merlot-Karalahna şarabı. Adaya en özgü olan şarap ise Çamlıbağ’ın Vasilaki şarabı. Vasilaki, Bozcaada ve Tenedos’a özgü bir üzüm çeşidi ve dömisek/tatlı beyaz şarap yapımında kullanılıyor.

Ne zaman gidilir?

Bozcaada’nın denizi çok soğuk olduğu için eğer deniz tatili düşünüyorsanız Temmuz ve Ağustos ayları ideal. Eylül ayı ise hem bağbozumu zamanı olması hem de deniz suyunun yaz sonuna doğru biraz daha ısınmasıyla en ideal zaman olabilir. Ayrıca ilkbaharda havalar güzelken adanın sokaklarında dolanarak, şarap bağlarını gezerek ve akşamları Ege’nin tadını çıkararak çok güzel bir keyif tatili yapabilirsiniz.

Yazın kısa bir haftasonu kaçamağı için ideal, buraya bence 2 gün gitmek bile yeterli ama ilk kez gidiyorsanız üç-dört gün kalmak daha keyifli olabilir.

Nerede kalmalı?

Bozcaada’da konaklama için üç seçeneğiniz var: ya adanın merkezinde bir butik otelde kalacaksınız, ya adanın iç kısmındaki güzel bir bağ evinde veya deniz kenarındaki nispeten daha büyük otellerden birinde. Bu üç seçenekten birinde karar kıldıktan sonra otel seçmeniz daha kolay oluyor. 🙂

Biz kalabalık bir grup olduğumuz için ve hem akşam yemeklerine ulaşım hem de sabahları adada dolanmak herkes açısından kolay olsun diye merkezde kalmayı tercih ettik. Fakat 10 kişilik bir grup olarak gittiğimiz için ve adadaki otellerin çoğu butik otel olduğundan dolayı, tatilden bir ay önce hepimizi alacak bir otel bulmakta zorlandık. Bu nedenle merkezde Destina Otel diye bir butik otelde kaldık. Bu otel konusunda görüşlerim biraz karışık… Otelde çalışanlar aşırı güleryüzlü ve yardımseverler, gerçekten bir kez bile yüzlerini asık görmedim. Otelin kahvaltısını da çok beğendim ve ayrıca bize kahvaltı dışında mesela otele ilk gittiğimizde veya akşamüstleri kahve ve çay ikramı yaptılar. Hatta Polente Feneri’ne günbatımı için giderken bize bir şişe beyaz şarap dahi ikram ettiler. Fakat ne yazık ki otelin yeri adada ideal bir konumda değil. Otel merkezde ama hafif dik bir yokuşun sonunda ve restoranların bulunduğu hareketli yere yürümek yaklaşık 10 dakika sürüyor. (öyle ki, arkadaşlarımdan biri bu oteli bulan arkadaşımıza yokuşu her çıktığında „helal olsun sana“ diye diye hafiften sövdü :D) Onun dışında otel temiz ve iki kişilik odada kişibaşı gecelik fiyat 150-200 TL arasında değişiyor.

Tatile sonradan dahil olan bir çiftimiz ise yine merkezde ve bu yıl açılmış Ayapetro diye bir butik otelde kaldılar. Biraz Alaçatı otellerine benziyor ama hem bahçesi, hem odaları, hem de kahvaltısı gayet güzel duruyor. Ben de hatta bu oteli „myfoodsteps“in hesabında görmüştüm. Burası merkezde kalmak isteyenler için güzel bir alternatif olabilir. Ayrıca Aika ve Kaikas da bize önerilen oteller arasındaydı.

ayapetro otel bozcaada, türkiye, turkey
Ayapetro Butik Otel

Eğer adanın için bir çiftlik evinde kalmak istiyorsanız Ataol Çiftliği ve Patiska Bağ Evi, Bozcaada için sıkça önerilen oteller arasında. Eğer deniz kenarında daha „otel“ hissi veren „full service“ bir yerde kalmak isterseniz ise Pelagos Otel kendine ait koyu ile güzel bir alternatif olabilir (son gün denize buradan girmiştik ve gayet güzeldi).

pelagos otel, bozcaada, türkiye, turkey
Pelagos Otel

Nasıl gidilir? 

Anladığım kadarıyla adaya ulaşım eskiden daha zorluymuş ve feribot için uzun kuyruklar oluyormuş. Kuyruklar aslında hala duruyor ama kendini riske atmak istemeyenler online olarak önden bilet alıp feribota rahatça binebilir. Böylece kuyrukta bekleme derdi olmadan adaya geçebiliyorsunuz.

Adada toplu taşıma mevcut ama limitli bu nedenle özel aracınızla adada dolaşmak en ideal çözüm gibi duruyor. Adadaki birkaç taksinin haricinde Ayazma Plajı ve Polente Feneri gibi ana turistik yerlere minibüs de kalktığını öğrendik.

Şimdiden iyi tatiller! 

Eğer başka önerileriniz olursa yorumlarda iletirsiniz. 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s