Londra’da en iyi kahvaltılar

Londra’da en iyi kahvaltı için 15 yer:

Londra’da yapılacak en güzel şey bir Pazar günü uzun uzun, keyifli bir brunch yapmak! Buraya taşındığımdan beri en sık yaptığım aktivitenin kahvaltıya gitmek olduğunu ve blogdaki “Londra’da kahvaltı için 5 öneri” yazısını Londra’ya taşınmadan önce yazdığımı fark edince yeni bir liste yapmak şart dedim. Nac, Granger & Co, Dayrooms olmayan kahvaltı listesi olmaz!

Londra, farklı tarzlardaki mahalleleri ile İstanbul’a çok benziyor. Mesela nasıl Galata’nın ruhu, Bebek’in atmosferinden farklıysa; Londra’da da iki mahalle birbirine benzemez. Bu nedenle biraz daha mahalle mahalle ilerleyerek önerilerimi paylaşacağım. 

Londra’da kahvaltı yapacaksanız Notting Hill’den bir mekanı listenize eklemezseniz olmazsa olmaz. Renkli evleri, bol ağaçlı ve ferah sokakları ile saatlerce dolanmak için en keyifli ve huzurlu mahalle olduğunu düşündüğüm Notting Hill’de, birçok güzel brunch seçeneği var.

Notting Hill’deki favori kahvaltı mekanım birçok listede de bulabileceğiniz Granger&Co. Burası listemdeki en özgün olmayan önerim olabilir ama bazen en klasik yerler en güzelidir; Granger&Co için de durum böyle. Yediğiniz en güzel pancake’lerden biri olacak ricotta hotcake‘lerini denedikten sonra siz de benim gibi düşüneceksiniz! Avustralya mutfağı diye geçen mekanda aslında börekitas gibi bize tanıdık lezzetler de var.

grangerandcolondon
Granger & Co’nun muhteşem ricotta hotcake’leri

Granger & Co‘nun Londra’da birçok şubesi var ama ben en güzelinin Notting Hill’deki olduğunu düşünüyorum. Mekanın iki tarafı da tamamen cam olduğu için içerisi çok güzel güneş ışığı alıyor ve cosy bir havası da var, sanırım bu güzel yapıyor. Eğer şanslıysanız ve hava güzelse hemen sokak üzerindeki iki sandalyelik ufak masalarında oturup gelen geçeni izlemek de ayrıca keyifli. Haftasonları kahvaltı için çok uzun sıralar oluyor, hazırlıklı gelin!

Notting Hill’deki bir diğer önerim ise Granger & Co ile aynı hizada bulunan ve menüsü sağlık fışkıran Jusu Brothers. Şu ana kadar yediğim en iyi açai bowl buradaydı ve ayrıca meyve-sebze suları da çok güzel. Bu arada bol bitkili dekorasyonu ilk benimseyen yerlerden birisi burasıydı. Şimdi İstanbul’da da böyle mekanlar karşımıza çıkmaya başladı, mesela İstanbul Galata’da açılan Tiyop.

açai bowl at jusu brothers london
Jusu Brothers’ın lezzetli açai bowl’u

Granger & Co ve Jusu Brothers’ın bulunduğu Westbourne Grove’un ilerisinde (bu arada bir sürü butiğin de bulunduğu, ama genel olarak sakin olan, bu cadde haftasonu dolanmak için çok keyifli) sağlıklı ve organik menüsü ile Daylesford da güzel bir alternatif olabilir.

Yine Westbourne Grove yakınlarındaki Pomona’s ise kışın rengarenk dekorasyonu, yazın ise büyük bahçesi ile (Londra’da nadir olan bir şey) uzun vakit geçirmek için ideal. Kahvaltı menüsü çok çeşitli değil ama avokado toast ve poşe yumurta gibi millenial temel ihtiyaçları listede!

pomonasnottinghilllondon
Pomona’s kahvaltısı

Westbourne Grove’dan biraz daha uzaklaşıp Cumartesi günleri keyifli bir antika pazarı kurulan, ünlü Portobello Road’a geldiğimizde iki tane favori kahvaltı mekanı önerim olacak: Farm Girl ve Dayrooms.

farmgirlnottinghill
Farm Girl’ün rengarenk latteleri

Farm Girl‘e, Portobello Road’a açılan ufak bir avludan giriliyor ve önündeki uzun kuyruklardan burayı tespit edebilirsiniz. Bir kere yarım saat sıra beklemişliğim bile var… Peki burayı özel yapan şey ne? Instagramlık rengarenk içecekleri ve lezzetli kahvaltı menüsü! Kuşburnulu matchalı mavi renk latte’den aktif kömürlü siyah latte‘ye kadar her renk latteleri var. Brunch menüsündeki her şey açai bowl hariç güzel. 🙂 Bu arada burada bir kez Grey’s Anatomy’deki Sandra Oh’ya denk geldim!

dayrooms notting hill londra
Dayrooms’un Instagramlık waffle’ı

Portobello Road yakınlarındaki Dayrooms ise oldukça küçük ama bir o kadar da sempatik bir yer. Burası da Granger & Co gibi Avustralya esintili menü diye geçiyor ama aslında Londra’da bulabileceğiniz klasik kahvaltı menüleri var. Avokado, tatlı patates ve kabak kızartmalı kahvaltı kaseleri (breakfast bowl), hindistan cevizi yoğurtlu bircher müsli ve de oldukça Instagramlık olan waffle‘ları benim için öne çıkanlar. İçerisi toplam 4-5 masa ve mekanın önündeki iki ufak masadan oluşuyor.

Dayrooms Notting Hill
Dayrooms’un kahvaltısı

Genelde tıklım tıklım ama geçen yaz şansımıza dışarda masa bulup güneşin tadını çıkarabilmiştik. Sanırım mekanın ufak olmasından gelen keyifli bir yanı var, ayrıca garsonları da çok güleryüzlü. Dayrooms Londra’daki favori kahvaltıcılarımdan, ilkbahar olsun havalar güzelleşsin de yeniden gideyim diye bekliyorum. Henüz 2017’de açıldı, ama şimdiden Holborn’a ikinci bir şube açtılar.

dayrooms notting hill london
Dayrooms’da croissant veya brioche içinde gelen kuşkonmazlı, somon fümeli eggs royale

Notting Hill’den güneye indiğimizde daha da “posh” bir mahalle olan Chelsea’den bir önerim olacak: Ivy Chelsea Garden. Ivy, Londra’da birkaç şubesi olan ve hepsi çok kaliteli ve şık bir restoran zinciri. Tarz olarak Beymen Brasserie gibi diyebilirim. Chelsea’deki ise arka bahçesi ve her mevsime göre dekore ettikleri ön cephesi ile en güzellerinden biri. Özellikle ilkbaharda veya yazın geliyorsanız burada bahçede bir kahvaltı çok keyifli olacaktır.

ivy chelsea garden londra
Ivy Chelsea Garden’ın kahvaltısı

Chelsea’ye yakın Pimlico mahallesinde ise gözlerden biraz uzak, mahalle kafesi tadında bir yer var: Pimlico No 11. Burası kesinlikle “hidden gem” denilen tarzda bir yer. Hem kahvaltı menüsü çok güzel hem de içerisinin ferah ortamına bayılıyorum. Eğer Londra’ya daha önce geldiyseniz ve farklı bir yer arıyorsanız burayı deneyebilirsiniz. Somon fümeli, trüflü, mascarpone’li minik krepleri tavsiyem.

pimlico no11 london
Pimlico No 11’in karamelize muz ve hindistan cevizi yoğurtlu pancakeleri

Rotamızı Notting Hill ve Chelsea’nin bulunduğu Batı Londra’dan (West London) biraz daha merkeze çevirdiğimizde, NAC Mayfair‘a geliyoruz. Kahvaltı menüsü ve servisi ile brunch için kesinlikle en iyi yerlerden biri burası! Dulce de leche’li pancake’leri ef-sa-ne. Abartısız, hayatımda yediğim en güzel pancakelerden biri!

Bir diğer favorim ise shakshuka‘ları. Bizdeki şakşuka ile isim benzerliği hariç benzerliği olmayan bu “şakşuka”, aslında Tunus’ta ortaya çıkmış ve günümüzde Ortadoğu’da birçok yerde varmış. Güveçte yumurta, beyaz peynir (feta) ve zahter ile hazırlanan bu kahvaltı yemeği aslında bizim damak tadımıza da uygun. NAC’taki shakshuka, yine Kuzey Afrika’ya özgü, tat olarak bizim sucuğa benzeyen, dana etinden yapılan merguez ile servis ediliyor. NAC’ta ayrıca ahududulu French Toast‘ları ve poşe yumurtalı avokado toast’ları da çok iyi. Dediğim gibi brunch için favori mekanlarımdan. Yalnızca Cumartesi ve Pazar günleri brunch servisi oluyor ve önden rezervasyon yapmanız şart. Mekan, lokasyon olarak da çok merkezi – posh Mayfair mahallesinde, Oxford Street’e çıkan sokaklardan birinde bulunuyor.

Nac mayfair london brunch
NAC’ın muhteşem kahvaltısı!

Mayfair’dan ilerleyip Oxford Street’i üst tarafına çıktığımızda Marylebone’dan iki önerim olacak. İlki, şehrin en lüks restoran ve otellerinden biri olan Chiltern Firehouse. Burası akşam yemeği, drinks, kahvaltı – günün her saati için ideal bir yer. Servis özenli, ambiyansı güzel, yemekler lezzetli… Eğer bütçeniz uygunsa burayı kesinlikle Londra listenize eklemelisiniz. Pancake-sever bir insan olarak tabii ki yine yabanmersinli pancake favorim oldu ama eggs royale de çok güzel.

chiltern firehouse pancakes london
Chiltern Firehouse’un yabanmersinli pancake’i

Marylebone’daki diğer önerim ise bizim komşunun mutfağından: Opso. Bize yakın lezzetler olsun diyorsanız, Yunan esintili bir kahvaltısı olan Opso ideal. Pastırma, krem beyaz peynir, simit, çörek vs.yi bir kenara bırakıp asıl konumuza gelelim: çikolatalı pancake’leri! Çikolatası patlaması yaşayan pancakeleri ayrı bir kategoride!

opso marylebone londra
Opso’daki Chocolate Bomb isimli efsane pancake

Biraz daha merkeze geldiğimizde ise, turist olarak gezeceğiniz bölgelerden biri olması gereken Covent Garden’da küçücük ama sempatik Abuelo geliyor. Güney Amerika ve Avustralya esintili bu kafenin kahvaltı menüsü aslında çok limitli ama her biri birer süperstar gibi: trüf mantarlı gruyere peynirli tost, poşe armutlu ve ricotta peynirli brioche, ekşi mayalı ekmek üzerinde ball karıştırılmış mascarpone peyniri ve taze incir… Ayrıca bizim oralardan bir ufak esinti de var: “Huevas de Turco” yani Türk yumurtası. Menemeden hallice olan bu kahvaltıya avokado da ekleyip farklı bir yorum getirmişler. Bu arada tatlı menüleri de çok güzel görünüyor. Yalnızca uzun bir masa ve iki adet ayrı masadan oluşan mekan ufak olduğu için önden rezervasyon şart.

abuelo covent garden londra
Abuelo’daki poşe armutlu brioche toast

Yine merkezden, oldukça Instagramlık bir önerim daha var: Dalloway Terrace. Bloomsbury Hotel’in içinde bulunan Dalloway Terrace’ın kahvaltısı güzel ama asıl olayı Instagramlık kış bahçesi. Mevsime göre dekore ediyorlar ve her zaman çok güzel oluyor.

dalloway terrace londra
Oldukça instagramlık Dalloway Terrace

Rotamızı cool Doğu Londra’ya çevirdiğimizde eski blog yazıma dönüyorum. Shoreditch’te Albion, Dishoom ve Breakfast Club hala geçerli öneriler, bu mekanları eski blog yazımda zaten bahsetmiştim. Shoreditch bizim Karaköy gibi bir mahalle. Bundan 4-5 sene önce şehrin yeni cool bölgesi olmuş ve farklı mekanlar peşi sıra açılmış ama şu an nasıl Karaköy en cool yer değilse, Shoreditch de aynı şekilde. Güzel mekanlar var ama yeni cool bölge biraz daha kuzeye, Hackney ve civarına kaymış durumda. Burada aşırı Instagramlık bir önerim var: Palm Vaults.

Alem Dergisi’ndeki yazımda da bahsettiğim Palm Vaults, pembe overload tasarımı ve bitkilerden oluşan dekorasyonu ile aşırı Instagramlık! Ayrıca matcha latte’den lavanta latte’ye kadar rengarenk her latte çeşidi burada mevcut. Kahvaltı olarak da hellimli-kuru domatesli bagel‘ları çok iyi.

Palm Vaults
Palm Vaults

Bonus: Londra’da Türk Kahvaltısı
Listemde Türk kahvaltısı severleri de atlamadım. Londra’da 300.000 Türk yaşayınca tabii ki şehrin her yanında Türk restoranı bulabilmeniz mümkün. Şu ana dek yalnızca Yosma’da kahvaltı yaptım ve özellikle sucuk ve bal-kaymak olması ile gönlümü fethetmişti. Ama ne yazık ki Yosma bir süreliğine kapandı. Onun dışında da Türk kahvaltısı denemedim ama dikkatimi çeken yerlerden kısa kısa bahsedeyim.
– Camden’daki Laz Camden cosy tasarımı ve lezzetli yemekleri ile Londra’daki favori Türk restoranlarımdan. Kahvaltı konusunda da yemekleri kadar iddialı olduklarını söylüyorlar.
Yamabahçe: Oxford Street’in arkasında St. Christopher’s Place’de oldukça merkezi bir konuma sahip Yamabahçe, lahmacunları konusunda çok iddialı. Aynı zamanda sucuklu yumurtaları ile de iddialı gözüküyorlar. Arkadaşlarımın story’lerinden gördüm ama henüz ikisini de deneyemedim.
Kilisliler: Yine Instagram Story’lerden gördüğüm Kilisliler açık büfe Türk kahvaltısı ile ön plana çıkıyor. Sınırsız çay dahil £15 imiş!
– Yosma bir süreliğine kapandı ama Ege esintili kardeşi Hovarda tam gaz devam ediyor ve brunch da sunuyorlar. Türk kahvaltısı konseptinden baya uzak ama biraz daha füzyon bir şeyler denemek isteyenler gidebilir.

Sizin de ayrıca öneriniz varsa yorumlarınızı bekliyorum! 🙂

Reklamlar

Londra’da en iyi kahvaltılar” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s